Beslemeler:
Yazılar
Yorumlar

İZMİR – Bircan OĞANKUL

 

İzmir’im güzel şehrim

şehrimin güzel insanları

hepinizi seviyorum

bu şehri kurtaran Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarına sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum.

Ruhları şad olsun.

Saygılarımla

Bircan OĞANKUL

09.09.2011

Saat: 12.14

Bu kadar mı yakışır gülmek bir insana

peki bu kadar mı sevgi doludur herkesin yüreği

hayvanı sever

çiçeği sever

çalışmayı sever

doğayı sever

insanı sever…

tabii hak edenleri….

içi kötülükle dolu olanı kim sever ki zaten

güzel oğlum sevsin

merhametli yavrum sevsin

Okumaya Devam »

TAN VAKTİ(M) – Nurdan ÖZCAN

..
ne vakit
yazmaya kalkışsam,
parmak uçlarıma düğümleniyor
kelimeler
..
ve ben
ne vakit
duygular(ım)a yol versem
beynimi uyuşturuyor
cümleler..
oysa,
eskiden öyle miydi?
yazarak hafiflerdi dertlerim
ya da
çoğalırdı keyiflerim.
dokunurdu
her hiss(im)e
sözcüklerim

Okumaya Devam »

BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN

 

 

 

Bircan OĞANKUL

DENSAN ELEKTRONİK A.Ş.

Ege Bölge Koordinatörlüğü

 

Tel    : 90 (216) 384 11 20/21- 384 12 20/21
Faks : 90 (216) 384 11 17

Çıktı almadan önce çevreye olan sorumluluğumuzu bir kez daha düşünelim / Please consider the environment before printing this e-mail

 

Bazan aklım duruyor ve kafam çalışmıyor, diğer insanların yaptıkları karşısında.

Her türlü kabalık, şiddet, ciddiyetsizlik, samimiyetsizlik insanlarda. Nezaket yok olmuş, adeta ölmüş tıpkı insanlık gibi.

Teşekkür etmek, özür dilemek, rica etmek mazide kalmış. Nedir bu kendini bilmezlik, nedir bu laçkalık anlayamıyorum. Çoğunluğun burnu havada…. Dünyayı kendileri yaratmış sanki. Bir eda, bir naz, bir burun kıvırma. Kendileri ne? Nerden gelmişler? Unutuyorlar ve hatta unutmuşlar tümden her şeyi.

Okumaya Devam »

KENDİNDEN KAÇMAK – Rüya

Elbette dönmeye devam edecek dünya…
Mevsimler geçecek, günler bitecek…
 Akacak zaman sensizliğe rağmen,
Beni tüketecek belki ama sendeki bensizliği asla bitirmeyecek…
Ben kendimi bulacağım …
sen bensizlikte kaybolacaksın….

Kendinden kaçmak…
Nereye, ne zamana kadar mümkün ki. Sonu gelmez bir şekilde  tüketmek.  İlişkiyi tüketmek, kendini tüketmek.  Tatminkar  insanlar  üretmeye, tatminsiz insanlar ise tüketmeye devam ediyor. Ne istediğini bilmeyen,  kendinden  kaçan insan  sonsuza kadar kendini de başkalarının hayatını da  yok etmeye, tüketmeye  devam ediyor.
Peygamber sineği gibi, seviştikten sonra  iş bitiyor. Partner’ını yok ediyor.  En fazla  birkaç sevişme sonrasında  ilgi ve alaka yok oluyor.  Sonraki lütfen deyiveriyor. Pervasızca, hesapsız kitapsız, günahına girdiği insanlara ve kendine  herhangi bir saygı ve sorumluluk duymadan.
Kişi herkesi kandırabilir  ama kendini asla. Yatağa yatıp da kendiyle yüzyüze geldiğinde  içini burkan bir şey varsa veya o günün hesabını veremiyorsa veya  verme gereği bile duymuyorsa  kaçış devam ediyor demektir.  Bilmeli ki ne bu ilişkide ne de  sonrakiler de durum farklı olmayacak. Sorun karşısına  çıkan kadın veya erkeklerde değil, sorun  kendisinde  ve tam da görmek ve konuşmak istemediği  yerde. Neyi konuşmak veya neyi cevaplamakta zorluk çekiyorsa  işte orada acının ve yaranın en büyük kısmı  yumak olarak ortaya çıkıyor.
Zoru sever, tatminsizdir. Kim ki onu zorlar, onun peşinden gitmeyi hedefler. Ne zamana  kadar, onu elde edinceye kadar. O arada yaşanan ilgi, alaka, sevgi sözcükleri, birliktelikler hep  karşı tarafın saflığı ve doğallığı içinde kabul edilir.  Bir süre sonra  karşı taraf neden bittiğini bile anlamaz.  Cevapları ise çok basittir. Sıkıldım, heyecan duymuyorum,  beklentim  karşılanmıyor, sen bana fazlasın, arayışım devam ediyor ve bu cümlelerin onlarcası kurulur. Hep almaya alışkın olan kişi, vermek çok zor gelince  bitirme yolunu kolaylıkla seçer. Onunla mı uğraşacağım, çekemem, kendi bilir söylemleri  ve kapıyı çarptığı gibi gitmeyi tercih eder.

Okumaya Devam »

 
Bir dağın tepesinde yere düşmek üzere olan bir yaprak içindeki hayalini haykırmış.
“ben denizlere ulaşmak istiyorum.Bir gün denize ulaşacağım ve hayalimi yaşayacağım.”
Yaprağın üzerinde bulunduğu ağacın hemen dibinde yatıveren bir kütük boğuk bir sesle;
“ben de “demiş.Ben de denize ulaşmak istiyorum.
Fakat yaprak ona küçümseyen ve alaycı bir ifade ile
“sen asla denize ulaşamazsın.Çünkü beni denize ulaştıracak rüzgar şimdi çıkar gelir.
Bir çırpıda orada olurum.Ancak sen ağır ve hantalsın.Sonsuza dek burada kalacaksın.

Okumaya Devam »

Yeni bir gün belki bugün

ama ya dün???

unutulmuyor işte

unutulmuyor

ne yaşananlar

ne de yaşatılanlar

Okumaya Devam »

BİR KERE KAYBEDİNCE – Rüya

İnsan sevdiğini bir kere kaybedince,
Sevilen bir kere gidince diğerleri de hep gider diye korkuyor, Sevmeye…!
Seni korkularımla sevmiştim…
Elimde değildi,
Bir kere incinmiştim, ikincisinden korktum!
Yine de sevdim seni,
Hem de gidenlerden daha çok sevdim!
Okumaya Devam »

SEVERSİN – Timur UGAN

Seversin…

Niye sevdin, nesini sevdin bilmezsin ki.

Seversin işte…Bir yüzdür yalnızca sevdiğin. Ömrünce kaç güzel yüze bakmışsındır. Ama hiçbiri onunki kadar güzel değildir. Sana öyle gelir mutlaka. Olsun; o yüzdür şiirdeki, şarkıdaki. “Bula bula bunu mu buldun” diyenlere çok öfkelenirsin. Oysa sen çevrene boş boş bakarak yürürken aklında yalnızca onların çirkin dediği yüz olduğu için bodoslama toslamışsındır bir elektrik direğine.

Çünki aşk bir yara alana kadar güzellikler üstüdür.

Seversin…

Hayatın sayısız benzerliklerinizle, eşit ve özgür koşullarda karşına çıkardığı birini değil; en uzak, en güç, en olanaksız olanı seversin. Bir kez olsun elini tutup “seni seviyorum” diyebilmek için neredeyse ölümüne acılar çekmen gereken birini seversin. Bambaşka hayatlarınız, sorumluluklarınız, hayalleriniz vardır. İkiniz de birbirinize göre nalet, aksi, inatçı, aynı masayı bile birkaç saat paylaşamayacak kişilersinizdir belki…Yine de seversin.

Çünki aşkın kendisi nalet, aksi, inatçı, ukala; otorite, zaman, mekan tanımaz, tehlikeli bir asidir.

Okumaya Devam »

Eski Gönderiler »

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.