Bugün hava yağmurlu. Pencereme vuruyor damlalar. Sanki içimden yağıyor onca damla. Sel olup akıyor. Bahar geliyor derken sonbaharmış meğer gelen. Dünya bile artık kaldıramıyor insanların ona yaptıklarını, o da iklimleri değiştirerek intikamını alıyor belki de.
İnsanlar gibi değişen iklimler… Değişen ruhlar… Değişen düşünceler…
Bugün evde temizlik yaptım. Sanki baharmış gibi… Bahara hazırladım kendimce evimizi. Koltuklardaki örtüleri mevsimine göre değiştirdim, çamaşırların bir kısmını ortalığa çıkarttım. Kalın mantolar, kabanlar, kışlık pantalonlar yerini daha ince giysilere bıraktılar.
Bu arada içime de baktım! Kendimde de bahar hazırlığı yaptım. Yağmur yağsa da…. Hava kapalı, kasvetli olsa da… Geçen haftaki Bircan’ı rafa kaldırdım bir süreliğine. Bakalım ne zaman ortalığa çıkacaklar majesteleri?
Laf aramızda ( ! ) Kendisini öyle kontrol altında tutuyor ki… Bu kontrol onu yoruyor çoğu zaman. Ne yapsın ? Ona da hak vermiyor değilim, en yakını olarak.:)))) İçindeki ben olarak.
Erken büyümek zorunda kalması onu her yaş diliminde hep daha ileri yaşlara taşıyor. 12 ‘ sindeyken 20 ‘li – 30′lu yaşlardaymış gibi davranmaktan şimdi 40′larında biyolojik olarak, ama hissettiği yaşı 60- 70. Geçmişte yaşadıkları her bir tecrübe, kazık, güzel ve acı anılar birikti birikti ve bugün hissettiği bu yaşa getirdi onu sonunda.
Fiziksel olarak biyolojik yaşını göstermiyor belki ama bence asıl olan hissettiği yaş….
Elden bir şey gelmiyor, hiçbir şey geri gelmiyor. Şikâyet etmek boşuna olur. O yüzden de kabullenişler daha iyi geliyor insana. O da öyle yapıyor şimdi. Şikâyet etmiyor, sadece yaşaması gerekenleri yaşamaya devam ediyor.
”İçindeki çocuk ” mu dediniz? O ise çoğu zaman uzaktan seyrediyor Bircan’ı. Karışmıyor ona. Bircan ne zaman izin verirse o zaman ortalığa çıkıyor ve hem Bircan’ı, hem de çevresindekileri güldürüyor. Bazen top oynuyor çocuklarıyla… Bazen yere düşüyor; dizi acıyor. O yine de kalkıyor ve oyuna devam ediyor. Yürümeye devam ediyor. Şen şakrak olmaya devam ediyor. Hiç bir şey olmamış gibi. Hiç acı çekmemiş gibi… Hiç hüsrana uğramamış gibi.
Bazen onu oyunlarına almıyorlar diğer çocuklar! Ondan habersiz program yapıyorlar. Söylemiyorlar bazı şeyleri. Neden? Çünkü Bircan eğer bazı şeyleri duyarsa küser ya da başka şey düşünür diye. Sanki Bircan bunları bilmiyor. O zaman da konuşmuyor Bircan, dile getirmiyor konuyla ilgili bazı şeyleri. Bu suskunluğunu ise olaylardan habersiz olduğuna bağlıyor o çocuklar. Aslında Bircan’ın soru sormayışı, suskunluğu diğer çocukların yaşadığı şeyleri yaşanmamış yapmıyor ki…:)))
Onlar yaşıyor, Bircan susuyor bu oyun da böylece devam ediyor.
O yüzden Bircan bugün kendi içinde de bahar temizliği yaptı evini bahara hazırlarken.
Güzel şeydir temizlik. İçine uzaktan bakmak. Bazı şeyleri elemek…Bazı çöpleri atmak… Bazı yerlerde değişiklik yapmak… Tıpkı evlerimizdeki gibi; o koltuğu şuraya çekelim… Bu sehpayı oraya koyalım… Ya içimizdeki duygular… İncinmişlikler? Onlara da bakım yapmak gerekir. İşte ben bugün bunu yaptım. Bu temizlik beni bir süre daha idare eder. Sonra …. Zaten mevsimler değişecek yine… Ehh! o zaman yeni bir temizlik yaparım ben de.
Bircan OĞANKUL
08 / 03 /2009
Saat: 13.04
Not: Bu yazımı, geçen sene kaleme almışım. Ama görüyorum ki her bahar geldiğinde, her sene aynı bahar temizliğini yapmam gerekiyormuş. Hem evime, hem de kendime. Ne demişti bir büyüğümüz yıllar önce; ” yollar gide gide aşınmaz.” Evet, ben de diyorum ki; ” Temizlik yapa yapa ne eller aşınır, ne de ruhumuz.” Temizlik yapmamız gerekiyorsa; yapacağız. Eleyeceğiz sağımızdaki solumuzdaki bize zarar verenleri. İstemediğimiz eşyaları, bize kötü anılar bırakanları göndereceğiz. Bunları yapamazsak; hayatta her zaman üzülmeye, kullanılmaya mahkumuz…. Çünkü hayat; yarı açık cezaevi aslında. ( Bu yazım da başka sefere…)

bahar temizliği…harikaaa….hepimiz içsel yolculuğumuzda yaparız yapmalıyız….baharla gelen huzur…ne güzel..
baharı bekliyorum dört gözle…içimizdeki çiçekler açsın çevrenin renk cümbüşüyle beraber…
kalemine sağlık gene düşündürdün bizi Bircan ım..
öpüyorum