”İnsanları Tanıdıkça kedileri daha çok seviyorum.” Bu yazıyı bir bisikletin arkasında asılı olarak görünce, anladım ki böyle bir yazıyı asma gereği gören kişinin de canı insanlardan çok yanmış. Aynen benim gibi.
Art niyetsiz kime kucak açtıysam genelinin beni kullanmak niyetiyle yanıma yanaştığını zamanla gördüm. Bu çok acı verici. Hele bir de arkamdan iş çevirenler ve yalan söyleyenler oldu mu o kişileri zavallı olarak düşünüyorum.
Bugüne dek kimseye kendimi kullandırmadım. Kimsenin kuklası olmadım.
Sevdim tüm canlıları. İnsanları, hayvanları, çiçekleri. Ama sadece insanlardan zarar gördüm. Yine de yeni kişiler tanımaktan kendimi alıkoymadım, eskiden beri yanımda olan ve birlikte çeşitli sınavlardan geçtiğimiz kişilerden vazgeçmedim.
Ne zaman insanların bazılarından uzaklaştım? Bana yanlış yaptıklarında. Enayi yerine koymaya çalıştıklarında. Kullanmaya kalkıştıklarında. Kendimden uzaklaştırdığım insanlardan bazıları ukalalık etmeye kalktıklarında, ya da ulaşamadıkları şeyler olduğunda çaresizliklerinden, biçareliklerinden nasıl zarar vereceklerinin hesabı içine girdiklerinde bana saldırmaya başladıklarında onları bırakıyorum kendi hallerine. Bensiz bırakmak onlara en büyük ceza oluyor.
Herkes haddini bilmeli. Bu dünya, kimsenin etrafında dönmüyor. Kimse vazgeçilmez değil. Hata yaptıklarında hemen gönderilirler geldikleri yerlere.
Hayvanlarda asla riya görmedim. Onlar yalan söylemezler. Yalakalık yapmazlar. Gözlerinizden anlarlar onları ne kadar sevdiğinizi ve size ömür boyu sadık kalırlar. Bu yüzden de insanları tanıdıkça, hayvanları daha çok seviyorum.
Çiçekler de yalan söylemez. Size dalkavukluk yapmazlar. Sonra da işlerine gelmediğinde size saldırmazlar.
Ya insanlar? Bazı insanlar kendilerini bulunmaz hint kumaşı zannedip, etraflarındaki kişilere hükmetmeye kalkışırlar. O zaman da duvara toslarlar.
Kimseyle bir alıp veremediğim olmadığı şu günlerde, birileri çıkıp beni kullanmaya, yalan söylemeye ve arkamdan iş çevirmeye kalkarsa ben de kalkıp bu yazıyı yazarım. Anlayan anlar. Hani kendini akıllı sananlar var ya hayatta. Devamlı kendilerinin ne derece akıllı olduğunu vurgulayan insanlarda kompleks vardır. Ya akıllı değildir, ya da kendisinden emin değildir ve çevresindekilerden onay bekliyordur.
İlk işverenim Altay Bey; ” akıllı kimse kendisinin akıllı olduğunu belli etmeyen kişidir” derdi.” Bırak seni aptal sanıp, parmaklarında oynatacaklarını düşünsünler. Sen onlara en güzel tokadı onların Bizans oyunlarına kanmayarak tadını çıkara çıkara vur.” diye eklerdi.
Gerçekten de öyle. Kim akıllı, kim aptal bunu zaman gösteriyor. Elinden oyuncağı alınmış çocuk gibi davranan ve ne diyeceğini, ne yapacağını bilemeyen insanlar Bizans oyunlarıyla karşımıza gelebiliyorlar bir gün. Hiç tanımadığınız birileri karşınıza çıkıp, sanki sizinle dost olmak istiyormuş gibi görünüp, başka hesaplar içinde olabiliyor.
Benden söylemesi; böyle yaparak kaybettikleri ne varsa geri alamayacaklardır. Sadece kaybettiklerini kendilerinden biraz daha uzaklaştıracak ve yeni bir olası dostluğu kaybedeceklerdir.
Tecrübe için ne demişler hatırlayalım; ” Tecrübe, yediğimiz kazıkların toplamıdır.”
Bizans oyunlarından uzak günler diliyorum hepimize.
Sevgimle
Bircan OĞANKUL
26/04/2011
Saat: 08.40


bazı gerçekler hiç değişmez insanlar hep çıkar peşinde olduklarını davranışlarından belli ederler ama ne güzel yazmış bisikletli insanları tanıdkça kedileri daha çok seviyorum diye. doğru, senden herhangi bir çıkar gözetmeden insanın davranışını dahi anlayabilen o hassas canlıları koşulsuz sevelim ama efrafta dolaşan çıkarcıları da elemek en güzeli derim.
Hayvanlara bayılıyorum. Onlar gerçekten de çıkar hesapları yapmadan insanlara yaklaşıyorlar.
Kedilere nankör derler ama yanılıyorlar, bazı insanlar daha nankör.
insanlar, onlara istediklerini verdiğiniz sürece sizinle olurlar. Onlara ‘hayır’ dediğiniz anda işte sorun o zaman başlar.