Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for Aralık 2010

Değerli dostlar ve site ziyaretçilerimiz;

yeni bir yardım çağrısı aldık. Okullarında kütüphane kurmak isteyen Cemile Öğretmen ve Bülent Öğretmenlerimiz bana ulaştılar. Kitap yardımı beklediklerini söylediler.

Okullarındaki eksik yan; bir kütüphanelerinin olmaması.  Ayrıca bilgisayar göndermek isteyen destekçilere de ihtiyaçları var.

Kitap ve bilgisayar yardımında bulunmak isteyen yardımseverlere okulun adresi aşağıdadır:

Üç Güllük İlköğretim Okulu

İskenderun / HATAY

Okul telefonu: 0 326 651 10 08

Türkçe Öğretmenleri:

Cemile ÖZDEMİR

Bülent PATLAR

Read Full Post »

 

İçim dışım kar

aklım yansa ne olur

ne olur yansa bu koca şehir

içim dışım kar 

saçak buzları gibi

düşer kalbime şarkılar

İçimde dışımda duvar

ben burada esirmişim kime ne

kime ne üstümde

hasretten bir çığ varmış

yaşamak için 

koynuma saklanırmış şiirler.

İçim dışım bana ait bir sevda

üşüyen benim kainata ne

yalnızlığı çaresiz bu gök kubbe

seviyorum seni diye gelse üstüme

kör olsun gözlerim 

bakarsam, yıldızına  güneşine.

Timur UGAN

Kaynak; http://timurugan.wordpress.com/2010/12/12/aklim-yansa-ne-olur-siir-timur-ugan/

Read Full Post »

 

Öncelikli olarak insan kaynaklarının nereden geldiğini ve ne iş yaptığından bahsederek, biraz hafızaları tazelemek ve bundan sonraki yazılarımızda bahsedeceğimiz terimlerin neler olduğunu kısaca açıklamak adına insan kaynaklarını tanımlamakla başlayalım.

İnsan Kaynaklarının temeli sanayi çağıyla beraber kurulan fabrikaların en önemli bölümlerinden biri olan personel müdürlükleri ile atılmıştır. Bir çok değişime uğrayarak insan kaynakları yönetimi gelişmiş ve personel müdürlükleri artık insan kaynakları departmanlarının içinde bahsedilen bir hal almıştır.

İş arayanların genelde pek sevmedikleri, genel müdürlerin ve personelin her şeyi bekledikleri, hiç çekinmeden sırtını kaşımalarını ya da masaj yapmaklarını bekleyecekleri bir departman diyebiliriz.

(daha&helliip;)

Read Full Post »

 

Dün Beşiktaş ile Bursaspor arasında sırat köprüsü niteliğindeki maçlardan biri oynandı. Maç beklendiği gibi kıran kırana geçti ve kazanmak zorunda olan kazandı. Beşiktaş’ın ideal ilk on birinde oynayan altı hücum oyuncusundan yoksun çıktığı bir maçta üstelik geçtiğimiz sene iki maçta da mağlup olduğu geçen senenin şampiyonuna karşı kazanması Beşiktaş için gerçekten güzel bir sonuçtu. Mevcut durum gereği Beşiktaş 2010-2011 sezonunun açılışını ancak 05.12.2010 Pazar günü saat 15:45’de kestane şekeri ile dün yapabildi.

(daha&helliip;)

Read Full Post »

 

 

Nasıl sevgi dolu? Yüreğinde; sevgi insanlarına genişçe yer vermiş. Halinden belli. Uysal, ağırbaşlı, insanı can kulağıyla dinleyen, sabırlı….
Başıyla hafifçe bir selam vererek geldi yanıma. Metin, az ilerde iskeleden oltasını denize savurdu. Ona yaşlı dostum ak kaşlıyla bir :” rast gele ” dedik. Adettendir, tüm balıkçılara, oltayı ilk denize atış öncesi böyle seslenilir. ( Balıkçı karısı da oldum; emekli olunca bizim bey.) Balığı çok seviyoruz her ikimiz de. Ara ara böyle soluğu deniz kıyısında alıyoruz. Maksat balık avlamaktan ziyade martıları ve denizdeki balıkları beslemek. Bir de deniz kokusunu, iyot kokusunu ciğerlerimize doldurup, gözlerimize bayramı yaşatmak seyrettiklerimizle…
Yine böyle bir günde ben kıyıda, Metin iskelede sabahı karşıladık. Meteoroloji dün gece havanın yağışlı olduğunu söyledi, fakat hava güllük güneşlikti denize vardığımızda.
Ak kaşlı yaşlı dostumun karnı açtı belli ki, ama gururluydu da üstelik, bunu söylemeyecek kadar. Şöyle bir etrafı kolaçan etti. Ne yaptığımı izledi uzunca bir süre. Sonra biraz daha sokuldu yanıma. Tanımaya, anlamaya çalıştı beni.

Read Full Post »

* Benimle karşılaştığınızda bocalayıp ne yapacağınızı bilmez bir duruma düşmeyin.
Aşağıdaki hususları hatırlamanız, ikimiz için de yararlı olacaktır:
* Ben sıradan bir insanım, yalnızca görememek gibi bir engelim var.
* Sesinizi yükseltmenize ya da bana çocukmuşum gibi davranmanıza gerek yok.
* Ne istediğimi yanımdaki kişiye sormayın : ” kahvesine krema ister mi?” yerine bana sorun.

Read Full Post »

” …………
Daima mücadeleci ve onurlu bir ruha sahip oldum. Kendimi hiç engelli, hele sakat, özürlü olarak hiç değil görmedim: Asla anlamlandırmadım neden tek tek bireylerin, aynı standartta olmaları gerektiğini? Niçin bu anlamsız koşullanma? Asıl sorun yürüyememem değil, genelin yürüyor olması ve dolaysıyla bu hiyerarşik bakış içerisinde genel şablonun içerisinde yer alamamamız. Dolayısıyla tabi ki de engel, bir toplumun talep ettiği fonksiyonlar değil, o bireyin yetenekleri arasındaki farktır.

Read Full Post »