Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for the ‘REHBERİM – M. EMİN KARABACAK’ Category

 

NEDİR  BU SINAV KAYGISI?

Sınav kaygısı, sınava çalışmak yerine  sınavı kaybettiği takdirde başına gelebilecek olumsuzlukları düşünmektir.

Sınav kaygısı, dikkatini sorulara vermek yerine, daha çok sınav sonunda  yaşanabilecek olumsuzluklara yoğunlaşmaktır. Başka bir ifadeyle sınav kaygısı, kendinden beklenen başarıları gerçekleştirip gerçekleştiremeyeceği korkusudur.

Sınav kaygısının temelinde çocuğun ders çalışırken ya da sınavda  zihnini yapması gerekenler (ders çalışma, soru çözme) yerine, anne babasının  beklenti adına söylediklerini düşünmesi ve o andaki sorumluluklarını yerine  getirememe korkusu vardır.

Sınav kaygısı, kişinin kendine güvene  bağlı olarak sınava yeterince motive olunamamasından, sınava yeterince  çalışılmamasından, derslere ve sınava çalışılırken verimli ders çalışma  tekniklerine dikkat edilmemesinden kaynaklanmaktadır.

Normal  sınav kaygısı çocuklar için faydalıdır; çünkü kaygı, öğrenciyi öğrenmeye motive  eder. Yine normal sınav kaygısı, çocuklara sorumluluk duygusu kazandırarak  başarıya ulaşmayı kolaylaştırır.

Sınav kaygısını daha çok;  planlı ve programlı bir şekilde ders çalışmayan, sınavlarda nasıl hareket edileceğini  bilmeyen, sınavı ölüm kalım savaşı olarak gören çocuklar yaşamaktadır.

(daha&helliip;)

Read Full Post »

 

 

 

 

Sabah kahvaltısı, çocuğun kendisine ve okuluna verdiği önemi ifade etmektedir.  Okulu seven çocuklar kahvaltı yaparak okuluna giderler. Bu çocuklar kendilerine güvenleri tam olduğu gibi arkadaşları tarafından da sevilen ve sosyal kişilerdir.

Kahvaltı yapmadan okula gitmeyi alışkanlık haine getiren çocuklar ise okulu ve dersleri sevmeyen kişilerdir. Bu çocuklar da kendine güveni olmayan, günün en verimli saatini değerlendiremeyecek kadar sorumsuz, bağımlı, mızmız ve ani tepkiler veren bir kişiliğe sahiptirler.

Kahvaltı yapmadan yola çıkan bu çocuklar; yolda yürürken başları önde, kendine güvensiz ve yarı uyur bir şekilde yürürler.

Okulda da bu çocuklar kendilerini derse bir türlü veremezler.  Derse öğretmeninin gözlerine boş boş bakan ama zihnen de kantinden alacağı şeyleri düşünürler.

            Kahvaltı yapmadan okula gelen çocuklar, birinci teneffüste kendilerini kantine zor atmaktadırlar. Kantinlere şöyle bir bakıyorsun bu çocukların birçoğu okula kahvaltı yapmadan gelmektedirler. Gerçi bu çocukların babaları da işe kahvaltı yapmadan gidiyordur. Çünkü sabah sabah bu pastanelerin açık olması ya da elinde poğaçalarla işe gidilmesi bunu göstermektedir.

            Okul kantinlerin önü bana her zaman pazarları anımsatır. Çocuğun elinde üç beş kuruş kantinden bir şeyler almaya çalışıyor. Aldıkları da malumdur.

Bu çocuklara kahvaltı yapıp yapmadıklarını sorduğumda aldığım cevap genelde olumsuzdur. Kahvaltıyı yapmama nedenini olarak da annesinin kalkmadığını, kahvaltı hazırlanmadığını yâda sabahları canının bir şey istemediğini söylemektedirler.

(daha&helliip;)

Read Full Post »

 

İnsanların kişiliğini tanımanın en kolay yollarından biri de onları doğal olarak gözlemlemektir. Çünkü insanlar doğal oldukları zaman kişiliklerini davranışlarına yansıtırlar.

Bir insanla sözel olarak iletişim kurmadan kişiliğini tanıyabileceğimiz ortamlardan biri de araba kullanırken gözlemlemektir.

Bir insan direksiyon başında arabaya nasıl yön veriyorsa kişiliğiyle birlikte hayata da o şekilde yön veriyor demektir (İnsan Sarrafı Olmanın Yolları. Hürriyet Yay). İnsanın arabaya ve hayata yön veren kişiliğini tanımak içinde direksiyonu tutuşu ve kurallara uyuşundan tanıyabiliriz. İşte bunlardan bazı örnekler.

  • Elleri ile direksiyonu ikiye on kala şekilde tutuyorsa sorumluk sahibi, güven verici bir kişiliğe sahiptir.
  • Direksiyonu avuçlarının içi ile değil de parmaklarının ucu ile tutuyorsa umursamaz ve düşüncesiz bir kişiliğe sahiptir.
  • Sağ eliyle direksiyonu tutup sol elini arabanın camından çıkararak araba kullanma ise hava atmaktan öte, aşağılık komplekslerini ve kendilerine güvensizliklerini göstermekle beraber teybi sonuna kadar açarak bunu kapatmak istemektedirler.

(daha&helliip;)

Read Full Post »

Yazının Aslı: Çağımızın hastalığı “Nomofobi”
http://www.diyanet.gov.tr/turkish/DIYANET/avrupa/2010/haziran/index.HTM
 
Gitgide “Nomofobik” oluyoruz

Nomofobi hastalığı türk toplumunda gittikçe yaygınlaşıyor
23 Haziran 2010 Çarşamba, 14:14:23

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın aylık yayımladığı ve Avrupa’da yaşayanlar için hazırladığı “Diyanet Avrupa Dergisi”nin son sayısında, iletişimden uzak kalma korkusu olarak bilinen “Nomofobi” ye yer verildi. Psikolojik Danışman M. Emin Karabacak’ın yazısında, milletçe cep telefonuyla konuşmayı abarttığımıza değindi.

YASTIK ALTI TELEFON
Cep telefonlarının uyurken dahi yastık altına konularak baş tacı edildiğini belirten Karabacak, şunları yazdı:
“Cep telefonları hayatımıza o kadar girdi ki, yanımızda olmadığı zaman kendimizde bir eksiklik varmış gibi hissediyoruz. Cep telefonunu evde unuttuğumuz ya da kaybettiğimiz zaman doğal olarak bizi bir sıkıntı basıyor ve gerginlik yaşamaya başlıyoruz. Telefonunun kaybolması sonucu oluşan kaygının nedeni, cep telefonundan daha çok, iletişimin kesilmesinden korkmadır. Hayatımızda o kadar çok korku varken bir de cep telefonuyla iletişim olanağından uzak kalma korkusu olan ‘nomofobi’ korkusu girdi hayatımıza. Nomofobi iletişimden uzak kalma korkusu.”

(daha&helliip;)

Read Full Post »

 

M. Emin KARABACAK

Müracaatlar bitti; sınavlar ise yaklaşıyor. Zaman su gibi akıyor. Sınavlar tarihleri yaklaşırken çocukların da sınavlara hazırlıklarını artırmaları gerekiyor.

Çocukların sınavlarda başarılı olmaları için bazı şeylerden fedakârlık etmeleri gerekiyor. Çocuklar için zaman; fedakârlık zamanı…

Adı üstünde “Feda-Kâr”, kâr elde etmek için feda etmek gerekiyor. Çocukların da sınavlarda başarı adına kâr  edebilmeleri için oyunlarından, arkadaşlarından, bilgisayardan, televizyondan, uykusundan…..  feda etmeleri gerekiyor. Kâr’a geçmek için feda etmek gerekiyor, sınavlara kadar.

Çocukların Sınavlara Kadar Yapması Gerekenler:

Kişinin önündeki en büyük engel kendisidir. Çocuklar işe kendilerine ve çalışmalarına saygı duyarak başlamalı.

Sınavları düşünürken emir ve şart kipi cümleler yerine istek kipi cümleler kurulmalı.

Sınav kaygısını sadece tembellerin yaşamadığı bilinmeli ve normal kaygının insana faydalı olduğu unutulmamalı. 

(daha&helliip;)

Read Full Post »