Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Posts Tagged ‘ameliyat’

Anneler ve çocukları…

Canlarını siper edecekleri her türlü olayın çocuklarının başlarına geleceğine, kendi başına gelmesi için dua eden anneler…

Bebelerini cami avlusuna ya da çöp bidonlarının yanına bırakanlardan söz etmiyorum. Ne gelmiş olursa olsun başlarına, doğurduklarını terkedenler anne değildir. Canidir. O masum bebelerin başlarına ne geleceği malumken hele dışta…

Neyse binbir acıyla doğurdukları bebeklerini terkeden kadınlardan söz etmeyeceğim bu yazımda.

Canlarını gözlerini kırpmadan verebilecek kadınları, anneleri yazacağım. Onlardan bir tanesini. Kendimi.

Aslında bu yazı kendimi övme yazısı değil… Acı çeken bir annenin yazısı…

Herkesin acısı kendine büyüktür. Benimkisi de şimdi bana büyük. Oysa ne acılar çektim ben, gerek fiziki gerek ruhi…

Çocuklarım büyürlerken çocuk hastalıklarını geçirdiklerinde onlarla bir uyuyamazdım. Nöbetlerim olurdu gece ve gündüz tutacağım…

Nefes alıp verişlerini, ateşlerini takip edişlerim…

(daha&helliip;)

Reklamlar

Read Full Post »

Nerde kalmıştık?

Yoğun bakımdaydım ve bir kolumda kalp cihazına uzantılı bağlantı, diğer kolumda tansiyonumu her beş dakika kontrol eden makine. Kalp cihazına bağlı kolumda serum ve iğnesi.

Bir yanda sağanak halinde yağan yağmurun pencereye vurup, korku filmlerini çağrıştıran sesi. :))) Pencere kenarında olmam güzeldi bence. Dışarıyı, gökyüzünü görebiliyordum yattığım yerden. O halde bile aklıma bir kitap adı geldi hemen; ” O. Henry’nin Son yaprak ” adlı kitabı. Kitabı okuyanlarınız bilirler ama okumamış olanlar için ben biraz hatırlatma yapacağım: Kitapta hastane odasındaki bir hastanın yattığı yerden ( pencere kenarından dışarıyı seyretmesi ve hastane bahçesindeki ağaçtaki yaprakların tek tek düşüşüne şahit olması… Kendisinin de sonunun her düşen yaprakla bir adım daha yaklaştığını düşünmesi… Hastane personelinden birinin ağaçtaki son yaprağın düşmesine izin vermeyişi ve o yaprağı hasta görmeden her sabah erkenden ağaçtaki dala tekrar yapıştırması… O ağaçtaki son yaprağı gören hastanın her güne yaşama umuduyla tekrar uyanması konu ediliyor.

Bitmeyen umutlar…

(daha&helliip;)

Read Full Post »

Hastane maceramın bir başka bölümüne hoşgeldiniz. Merak etmeyin sizleri diziler gibi on üç bölüm yazıp, sonra da sezon finali deyip acıklı bir şeylerle ne ağlatacak ne de sıkacağım. Her şeyi tadında bırakacağım. Sadece bundan sonra iki bölüm daha var o kadar.

Ameliyat günü oda arkadaşımız Hatice’ye kan verdiler. Hatice o kan damarlarından gitmeye başlayınca endişeli ve çokça da esprili bir soruyu soruverdi:” şimdi bu kan kime ait? Sarhoş birinin kanını mı verdiler bana, yoksa sapık birinin mi? Ya da acımasız birinin mi? İşkolik birinin mi?”

Bizler de ona: ” sarhoş ya da dediğin diğer olumsuz türden kişilerden kan bağışını kabul etmezler. İçin rahat olsun kan bağışında bulunan kişi merhametli kişidir. Duygusal kişidir. Sen bak, aşırı duygusal ve ağlak birinin kanını vermiş olmasınlar. Gaddar ve vicdansız kişinin kanını vermiş olamazlar, çünkü onlar kan bağışında bulunmazlar.” dedik.

Ameliyat olacağım gün çok uzaklardan, İstanbul’dan bir misafirim vardı. Candostum, ailemizin büyüğü, manevi ağabeyim, değerli insan Gazi Güder onca kilometreye rağmen kalkıp geldi. İşlerine rağmen. Ona böyle bir zahmete girmemesini, işlerini benim yüzümden aksatmamasını söyledim ama nafile. Dinletemedim.

Bana:” candostluk, ağabeylik, kardeşlik, ahde vefa vb. bu gibi durum ve günlerde belli olur” dedi.

Ameliyatıma dakikalar kala yetişti. Süpermen ağabeyim benim. Ameliyat için ismim anons edildiğinde pencereden candostumla görüştük. Ne çok söz sığdırdık o kısacık görüşmeye, uzaktan da olsa birbirimizi anlayabildik, her zamanki gibi. Desteği için ne kadar teşekkür etsem azdır.

(daha&helliip;)

Read Full Post »

Yıldız tarihi 3594 demiyeceğim.:))) Çünkü tarih 23 Mayıs 2012’yi yazacağım.

Ameliyat için hastaneye yatış tarihim. Benden bir gün sonra da görümcem Yasemin aynı dertten hastaneye yatış işlemlerini yaptı. Biz gelin- görümce aynı hastanenin, aynı doktorun, aynı hastane personelinin ( bazılarının) ellerinden tedavi bulduk.:)))

Nasıl yazsam, nasıl anlatsam diye düşünürken esprilerim bir bir beynimde patlıyor ve ben ancak seçtiklerimi sizlerle paylaşabiliyorum. Rtük var, eş dost var, sonra otokontrol var. Anlayacağınız burada yazacaklarım sizlerle paylaşmamda sakıncası olmayanlar.

Haydi bakalım başlayalım.

22 Mayıs akşamından itibaren bir şey yemedim. Ertesi gün hastaneye yatacağım için bilinçli hastaların yaptığını yaptım ve aç gittim ertesi gün hastaneye. İyi de oldu. Tüp tüp kan aldılar. Bende çok var ya. Hemşire Hacer Hanım arı gibi çalışkan bir hemşire. İlk yatış işlemlerimizi çarçabucak yapmak için elinden geleni yaptı. Benimle birlikte beş kişi daha aynı gün yatış işlemleri için gelmişti. Ertesi günü de o meşhur ameliyatı olacaktık.

Sağolsun Hacer Hemşire herbirimizle öyle ilgilendi ki kendimi adeta otele kayıt yaptırır gibi hissettim. O gün tanıştığım ve şimdi de halen görüştüğüm hastane ve kader arkadaşım Havva bana:” korkmuyor musun ” dediğinde o an içimde hiç fırtına neyim bir şeyler hissetmedim. Fırtına ne kelime, yaprak dahi kıpraşmıyordu.:)))

Ben de: ” hayır, hiçbir şey hissetmiyorum. Sadece içimde boşluk var nedenini bilmediğim bir boşluk. ” Dedim.

(daha&helliip;)

Read Full Post »

Sevgili dostlar yeniden merhaba. Bir ameliyat sonrası yine sizlerle birlikteyim. Hayatla maçım devam ediyor ve yine ben galibiyetle önümdeki maçlara bakıyorum. Yine hayata gülümsüyorum. Her şeye ve herkese inatla..

Hiçbir ameliyatımda kendimi bırakmadım. Naz yapmadım çevreme. Bıktırmadım kendimden. Çok şükür elim ayağım tutuyorken kimseye yük olmak istemedim ve olmadım da. Kendi kişisel bakımımı, hatta yemeğimi yapacak kadar iyiyim.

Yine kitaplarımı okuyor, yazıyor, çalışıyor arada dinleniyorum.

Moral çok önemli. Esprilerimi bile yapıyor hem hayatla, hem kendimle dalga geçebiliyorum.

Sağlık konusunda utanmamayı yıllar öncesinde öğrendim. O yüzden de başıma gelenleri uygun şekilde çevremle paylaşmayı görev edindim. Belki birilerine moral olur yaptıklarım. Belki birileri kendine paylar çıkarır.

Rahim ameliyatı oldum. Rahimim ve yumurtalığımın biri alındı. Bugün gayet iyiyim. Ruhsal anlamda da iyiyim. Ne yapalım rahimimle buraya kadarmış yolculuğumuz. Arkasından ağlayacak değilim.:)))) Bana bugüne dek gösterdiği anlayış ve sağlıklı iki evlat verişine ise teşekkür ederim..))))

Doktor kadın olmuş, erkek olmuş önemli değil. İlle de kadın doktor diye tutturmak çok anlamsız. İnanış meselesi olabilir, yetiştirilme tarzı olabilir bazı kişiler hem cinslerinin kendilerini muayene etmesini isteyebilir ama önemli olan branşında iyi olan ve göğsü merhametli doktora denk gelmek.

(daha&helliip;)

Read Full Post »