Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Posts Tagged ‘mutluluk’

bircan40

 

Afetsiz gel

geleceksen yanıma

kırmadan, dökmeden, yıkmadan gel

fırtınaya çevirme rüzgarı

karla kaplama yollarımı

depremler yaşatma

çığlar olmasın

çağlar olmasın aramızda

engeller olmasın

afetsiz gel

geleceksen yanıma

(daha&helliip;)

Reklamlar

Read Full Post »

Erkan ve Berna yeğenlerimin bebekleri Elifsu… Hayatımın anlamı haline geldi bir anda. İyi ki doğmuş güzel bebek. Elifsu bebek.

Ameliyatımdan sonra bana verilen en güzel armağan. Mutluluk kaynağım. Huzurumda payı olan minik arkadaşım. Sevgili torun yeğenim. Ben büyük teyze oldum bir kez daha. Ataberk, Ezgi, Eylül Ada ve yeni bireyimiz Elifsu ile birlikte büyük teyze olma mutluluğunu defalarca yaşadım. Hepsinin doğumlarında da ayrı bir heyecan, yüreğimde yep yeni kıpırtılar.

Bu bayram çifte bayram yaptım anlayacağınız. Gökçeada’ya yeğenlerimin yanına gittim yeğenim Alev, kızı Ezgi, eşim Metin ve bizim kızımız Cemre ile.

Metin ve kızlar için de denize girme fırsatı doğmuş oldu. Alev ve ben dönüşümlü hem Elifsu bebeğe bakıyor hem de günlük yemekleri yapıyorduk. Kahvaltıyı hazırlamak Alev’in, yemekleri yapmak benim görevimdi. İş bölümünü yapmıştık aramızda. Elifsu’ya ise her ikimiz de bakıyorduk.

(daha&helliip;)

Read Full Post »

Tam bir sene oldu sen dünyaya geleli.

Dünyaya gelişini sabırsızlıkla beklediğimiz hastane koridorlarında şimdi kimler bekliyor biz gibi heyecanla kimbilir? Hangi bebek dünyaya gelişiyle ailesini sevindiriyor senin geldiğin odada?

Dünyanın en güzel şeyi bir bebeğin doğması… Hayata ” merhaba” demesi… Minik elleriyle hayata tutunmaya çalışması!

Elif Eylül Ada ÇAKAR… Uzak doğuya özgü uzun isimler koymuş ailen sana. :))) Dilerim üç isimle üç kişinin ömür süresini yaşarsın hayatında. Huzurlu, mutlu, sağlıklı ve tüm sevdiklerinle….

(daha&helliip;)

Read Full Post »

Bugün ameliyatımın üzerinden yirmibir gün geçti. Geçen pazar günü köyüme geldim. Buraya bayılıyorum.

Her sabah erken kalkmak, horoz seslerini duymak, ovada otlayan koyun, kuzu ve keçileri görmek, tarlada çalışan komşularımızı görmek bana yaşam mutluluğu veriyor.

Şekerim ve diğer tüm değerlerim gayet normal seyrediyor. Köyün havası gerçekten de mükemmel.

Burada trafik yok, gürültü yok, kuş sesleri var. Saksağan, baykuş, şahin, serçe, kırlangıç, martı…

Artık kotumu giyebiliyorum. Bu da sevindirici bir haber benim için. Ayaklarımı toplayıp oturabiliyorum. Bunlar kimine göre çok komik ve belki de : ” ne var bunda canım, biz de oturabiliyoruz ve kot giyebiliyoruz” denilip benim bu yaptığım küçümsense de inanın sevgili dostlar damdan düşenin halinden damdan düşen anlar ancak. :))))

(daha&helliip;)

Read Full Post »

Yatacağım odada Hatice, Gülsüm, Gülsüm’ün refakatçisi Gülten, Birgül  ve onun refakatçisi Ayşe Abla vardı. Hepsiyle tanıştık. Herbirinin ayrı bir öyküsü vardı. Yıllar önce okuduğum bir kitabı hatırlattı bana bu durum; ” Kadınlar Dekameronu” Afa Yayıncılık’dan çıkmıştı kitap. İçinde; hastaneye yatmış on kadının kendi yaşamöyküleri vardı. On kadın ve on ayrı yaşamöyküsü.

Bizim odadaki arkadaşların da kendi öyküleri vardı. Hatice; dört aylık bebeğini kaybetmişti. Hikayesi beni üzdü. Yıllar önce kendi evladımı doğum anında yitirişim aklıma geldi. Onu teselli edecek sözler bulmak istedim ama yarasına ne desem boş olacaktı. Onu anladığımı söyledim ve kendi öykümü anlattım. Hatice de yengeç burcuymuş bu aramızda sözsüz anlaşmalara neden oldu. Birbirimizin halinden anlıyor, sözler kelimelere dökülüp ağzımızdan çıkmadan, yüreklerimize doluyordu. Hal böyle olunca da anlaşamama gibi bir durum söz konusu bile olmadı. Hatice’yle de bugün görüşüyoruz. Benim canım arkadaşım, bir oğlu var adı; Emir. Güzeller güzeli ve akıllı bir çocuk maşallah. Hatice fotoğrafını gösterdi ve Emir’i anlattı bize. Oradan biliyorum akıllı olduğunu. Allah tüm çocuklarımızın bahtlarını açık etsin.

Gülsüm; dış gebelikten dolayı yatıyordu ve ameliyatını bekliyordu. Korkuyordu. Haklıydı. Bilinmezlerden korkuyordu. Başına ne geleceğini, ameliyatının nasıl geçeceği endişesini taşıyordu. Çok şükür o da atlattı ve şimdi evinde.

Gülsüm’ün başında gelinleri Gülten kalıyordu. Neşeli insan tarifi Gülten için yapılmış adeta. Her daim gülen yüzü, neşesi bizleri güldürmek için sarfettiği sözleri, görümcesi Gülsüm’le olan güzel diyaloğu çok güzeldi. Onunla da görüşüyoruz.

Birgül  kırkbeş yaşında benle yaşıt. Bir bebeği olmuş kuvözde bakımdaymış. Torbalı’lıymış. Bizim köye yakın oturuyorlarmış. Hoş sohbet bir hanım. Başında görümcesi Ayşe Abla kalıyordu. Ayşe Abla korumacı tavrıyla ben otele kaydımı, pardon hastane servisine yatış işlemlerimi yaparken kulağıma eğilip ameliyatla ilgili bilgi vermesi ve doktoruma hatırlatmam gereken sağlıkla ilgili yapılması gerekeni söylediğinde; ” peki, doktoruma hatırlatırım” dedim. Can insan, hiç tanımadığı kişiye yardımcı olacak bilgi vermesi çok güzel.

Hepsi çok iyi insanlar. Birçok arkadaşım oldu. Hastane, askerlik ve yol arkadaşlıkları unutulmazmış. Yaşam alanı ortaklığı, birbirine candaşlığı da getiriyor bir yerde. Hepimiz birbirimize ısınıverdik o anda.

(daha&helliip;)

Read Full Post »

Komşu komşu huuuu!

oğlun geldi mi?

……..

…………

Oğlum, Deniz’im geldi dostlar. Vatan borcunu bitirdi. Çok şükür sağlıkla ona kavuştuk. Darısı tüm Mehmetçiklerimizin ve ailelerinin başına.

Öyle mutluyum ki… 15 ay sonunda kavuştuk birbirimize. Evladımızı gönderdiğimiz gün evdeki boşluğu unutamam.

Giderken farklı bir evlat vardı, geldiğinde farklı.

Gurur duyuyorum kendisiyle, aldığı takdir belgesiyle, efendiliğiyle, dürüstlüğüyle, yardımseverliğiyle, aklıyla, gönlüyle, mantığıyla…. Her şeyiyle.

Hiçbir özel günü kutlamam gününde. Benim için her gün anneler günü, her gün babalar günü, her gün sevgililer günü…. Yalnızca o herkesin kutladığı günler kutlamam, yılın 364 günü bizimdir… Yılın 364 günü özel günümüzdür aramızda.

(daha&helliip;)

Read Full Post »

Dostluk ayrı, candostluk ayrı. Candan yani. Aranızda ne geçerse geçsin, kopmayan bağlar gibi hani.

 Uzakmış yakınmış sorun değil. Mesafeler önemli değil.
 
Senin canın yandığında onun da yanıyorsa, ağzından sözcükler henüz çıkmadan cümleni tamamlıyorsa ve yüreğinden geçeni anında biliyorsa…. İşte o kişi candostundur.
 
Eleştirileri gönlünü yaralamaz. Nasihatları kılavuzun olur bir anda. Işık olup aydınlatır tüm karanlık yollarını… İşte candostluk budur.

(daha&helliip;)

Read Full Post »

Older Posts »