Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for the ‘DENİZCİLİK’ Category

Deniz yatçılığı bambaşkadır. Yatlar daha küçük fakat denizci; sahipleri ve umumiyetle kaptanları işi bilen, bir yerden bir yere giderken marinaya uğramış kişilerdir. Bu tip insanların bütçeleri umumiyetle sınırlı olduğu için, denizciliği büyük fedakarlıklarla sürdürmektedirler. Sahibinden başka ekseriyetle bir veya iki gemicileri vardır ve bu insanlarla kader birliği etmektedirler. Onlar, daha az maaş vermesine rağmen, eşit muamele yaptığından dolayı, denizci patronunu marina patronuna tercih ederler. Deniz yatçıları, marinaları muayyen bir müddet ihtiyaçların karşılanması için kalınacak yerler olarak görürler ve o iş biter bitmez, akşam dahi olsa sakin bir koya giderler. Onlar için sukunet ve kendi kendilerine bakmak, en büyük lüks ve en önde gelen arzularıdır.

Kaynak: Denizde Nezaket Setur Marinas Türkiye

Paylaşımı için Atilla Merih Aytaç’a teşekkür ederim.

Read Full Post »

 

 

Pearl Harbour’u bilirsiniz herhalde.. Bilmeyenlere de geçen yıllarda filmi öğretti. Japon uçakları amerikan donanmasını bir sabah ansızın bastılar ve tam 96 zırhlıyı batırdılar…

Solace savaş boyu Amerikalı annelerin üzüntüsünü azalttı.
Tam 25 bin genci ölümden kurtardı, Amerika’ya taşıdı… Ülke limanlarına her gelişinde, umutla umutsuzluk karmaşasındaki kafaları ile anneler iskeleye koştular…
“Benim oğlum da geldi mi?..”
Savaş sonrası hayatlarını Solace sayesinde kurtaran gençler bir dernek kurar ve bir madalya yaparlar… Üzerinde Solace’nin kabartması olan bir madalya…. Ve bunu gururla takarlar…

Devlet rahatsız olur…

İkinci Dünya Savaşı’ndan böyle savaş karşıtı bir sonuç çıkar mı?..

Solace gemisini yok etmeye karar verirler…

Gemi sapasağlam… Pırıl pırıl… Jilet olur mu?..

Savaş sonrası yere serilmiş ekonomi her dolara muhtaç… Uzak bir ülkeye satarlar.. Makyajını değiştirip bambaşka bir amaçla kullanması için…

O uzak  ülke Türkiye…

Yok yahu!..

O gemi, ünlü “Ankara”!..

Hastane gemisinden transfer  Gezi Gemisi Ankara…

Vay canına!..

Türkiye, bugün Amerikalılar için belki de hac yeri olacak, Gelibolu’nun Anzaklar’ı çektiği gibi bir turizm anıtına dönüşebicek Solace’nin kıymetini bilmez..

Şefik Kaptan’la yaptığı Avrupa seferleri dillere destan olan Ankara gemisi sonunda ihtiyarlar ve jilet yapılmak üzere hurdacılara teslim edilir….

1980’li yılların başında Ankara gemisi , İzmir’de sökülürken, yılların söktüğü bir eski anıt da İstanbul’da dikilmektedir.

Haliç Tersanesi’ndeki Çorlulu Ali Paşa Camisi’nin şadırvanı…

Restorasyon gelir çatıda takılır…

Çatıkurşun…

Kıtlık yılları..

Kurşun yok…

Etibank dahi geri çevirir…

“Kurşun yok…”

Şadırvan çatısız kalacak…

Dört bir yana duyururlar..

“Kimde kurşun varsa…”

 
Aliağa’da Ankara’yı söken hurdacılardan haber gelir…

“Gelin bizde var,alın…”

Bre aman…
Gemide kurşun olmaz… Ankara gemisinde  niye olsun… Çaresizler ya… Gider bakarlar…

Gerçekten Ankara’nın sayısız kamaralarından biri, tamamen kurşunla kaplı…

Niye?… Çünkü burası Solace’nin röntgen odası… Radyasyonun dışarı sızmaması lazım…

Şimdi yolunuz Haliç’e düşerse, Çorlulu Ali Pasa şadırvanından bir tas su içerseniz, ya da yüzünüze iki avuç su atarsanız serinlemek için, unutmayın…

Çatısına da bakın… Orada, ikinci Dünya Harbi’nde, Pearl Harbour’da Japonlar’ın batırmadığı tek gemiden bugüne kalan son izleri göreceksiniz. .. 

Kaynak: Atilla Merih Aytaç’a paylaşımı için teşekkür ederim.

Oysa Hawaii’deki bu limanda, 97 donanma gemisi vardı..

Birine dokunmadılar. .

Niye?…

Çünkü o geminin tepeden bakılınca bembeyaz görünen güvertesinde bir kızıl haç vardı… O hastane gemisi idi… Bombalar ve kamikazelerle dalan Japon uçakları hastane gemisine dokunmadılar. Çünkü o gemi orada, öldürmek değil, yaşatmak için demirliydi..

Adi Solace…

Türkçesi: Teselli… Üzüntü azaltan…

(daha&helliip;)

Read Full Post »

http://www.solentwa ters.co.uk/ Videos/roughseas .html

Deniz hayatıyla ilgili 15 dakikalık bir film.

Kaynak: Paylaşımı için Atilla Merih Aytaç’a teşekkür ederim.

Read Full Post »

 

MARİNA YATÇILIĞI

Marina yatçılığı kendi başına bir ekoldür. Bu tip yatçılığın yat sahipleri, kaptanları, gemicileri, aşçıları, misafirleri ve giyim kuşamı kendine göredir. Bilhassa bu tip yatçılıkta teknenin denizde olmasından ziyade süslü ve şık olması, mutfağının ve buz makinasının iyi işlemesi, barında bol içki stoğu bulunması ve de marinanın stratejik bakımdan en iyi yerinde bağlı olması lazımdır. Marina yatçılarının ( gerek beyin, gerek hanımın) zengin bir gardrobu vardır. Her gün elbise değiştirilir ve yandaki tekneler ile sohbet edilir. Bu tip yatçılarda maksat, yatın büyük ve rahat olmasıdır. En büyük yatı olan, diğerlerine müstehzi müstehzi bakma hakkına sahiptir. Bununla beraber onlar, dieğrlerine hem ihtiyaç hem de boy farkı bakımından kol kanat germek mecburiyetindedirler.

(daha&helliip;)

Read Full Post »

Kaynak: İzmir İnciraltı Müze Gemi

Daha ayrıntılı bilgi almak isteyenler, internette araştırma yapabilirler.

Read Full Post »

Mavi kart uygulaması kapsamında bilinmeyen bir kaç nokta var. Ben de bugün öğrendim.

Muğla yöresine gelen herkes (ki bu bölge malumunuz Güllük Körfezinden başlar Ölüdenize kadar iner. Her yer Muğla)

1) Mavi kart alacaksınız (İlk çıktığında bedava diyorlar, bugün bir marina sakini 70 TL olduğunu söyledi)

2) Lavabo ve duş bölümleri tanka bağlı olacak (Cezalar 5 bin TL’den başlıyor, 65 bin TL ye kadar gidiyor)

3) Sintine suyu tanka bağlanacak. Marinada otomatik sintine pompanız suyu dışarı attı diyelim 65 bin TL, açık denizde yaparsanız 25 bin, daha ucuz, aklınızda olsun. Batma tehlikesi geçiren bir teknenin sintine pompası tüm suyu tanka basınca ne olacağı belirsiz.
(daha&helliip;)

Read Full Post »

 

Adına ister ” Deniz Adabı Muaşereti”, isterseniz ” Deniz Etiketi”, isterseniz de ” Deniz Nezaket ve Kaideleri” deyiniz, denizciliğin ve yatçılığın kendisine göre uyulması lazım gelen incelik esasları vardır.

Bunlar kanun değildir. Bilebildiğime göre alt alta sıralanmıştır. Uymasanız da kimse size ” Ne terbiyesiz insan”, ” Ne görgüsüz insan”, ya da ” Üç kuruşu var diye kendini ne zannediyor? ” demeyecektir.

Memleketimizde son 4-5 seneden beri hem çok yat inşa edildi, hem de çok yat ithal edildi. Buna rağmen hâlâ bizdeki yat sayısı diğer ülkelere göre çok azdır. Yatçılık ilerledikçe ve de geliştikçe, resmi makamlar tarafından, gerek yat sahiplerine, gerekse kaptan ve gemicilere bazı kaideler getirilmek mecburiyeti vardır.

(daha&helliip;)

Read Full Post »

Older Posts »