Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for Temmuz 2011

 
Bir dağın tepesinde yere düşmek üzere olan bir yaprak içindeki hayalini haykırmış.
“ben denizlere ulaşmak istiyorum.Bir gün denize ulaşacağım ve hayalimi yaşayacağım.”
Yaprağın üzerinde bulunduğu ağacın hemen dibinde yatıveren bir kütük boğuk bir sesle;
“ben de “demiş.Ben de denize ulaşmak istiyorum.
Fakat yaprak ona küçümseyen ve alaycı bir ifade ile
“sen asla denize ulaşamazsın.Çünkü beni denize ulaştıracak rüzgar şimdi çıkar gelir.
Bir çırpıda orada olurum.Ancak sen ağır ve hantalsın.Sonsuza dek burada kalacaksın.

(daha&helliip;)

Reklamlar

Read Full Post »

Yeni bir gün belki bugün

ama ya dün???

unutulmuyor işte

unutulmuyor

ne yaşananlar

ne de yaşatılanlar

(daha&helliip;)

Read Full Post »

İnsan sevdiğini bir kere kaybedince,
Sevilen bir kere gidince diğerleri de hep gider diye korkuyor, Sevmeye…!
Seni korkularımla sevmiştim…
Elimde değildi,
Bir kere incinmiştim, ikincisinden korktum!
Yine de sevdim seni,
Hem de gidenlerden daha çok sevdim!
(daha&helliip;)

Read Full Post »

Seversin…

Niye sevdin, nesini sevdin bilmezsin ki.

Seversin işte…Bir yüzdür yalnızca sevdiğin. Ömrünce kaç güzel yüze bakmışsındır. Ama hiçbiri onunki kadar güzel değildir. Sana öyle gelir mutlaka. Olsun; o yüzdür şiirdeki, şarkıdaki. “Bula bula bunu mu buldun” diyenlere çok öfkelenirsin. Oysa sen çevrene boş boş bakarak yürürken aklında yalnızca onların çirkin dediği yüz olduğu için bodoslama toslamışsındır bir elektrik direğine.

Çünki aşk bir yara alana kadar güzellikler üstüdür.

Seversin…

Hayatın sayısız benzerliklerinizle, eşit ve özgür koşullarda karşına çıkardığı birini değil; en uzak, en güç, en olanaksız olanı seversin. Bir kez olsun elini tutup “seni seviyorum” diyebilmek için neredeyse ölümüne acılar çekmen gereken birini seversin. Bambaşka hayatlarınız, sorumluluklarınız, hayalleriniz vardır. İkiniz de birbirinize göre nalet, aksi, inatçı, aynı masayı bile birkaç saat paylaşamayacak kişilersinizdir belki…Yine de seversin.

Çünki aşkın kendisi nalet, aksi, inatçı, ukala; otorite, zaman, mekan tanımaz, tehlikeli bir asidir.

(daha&helliip;)

Read Full Post »

                                                                                                                                                       ( Karşıyaka Çarşı Sokağı )

Fotoğraf kaynağı: Gazi Güder’e teşekkürlerimle….

Kaç halini görür insan yaşadığı şehre ait? Kaç haline tanık olur bilerek ya da bilmeyerek. Farkında mıdır yaşadığının, farkında mıdır şehrin de yaşadığının? Şehirler de yaşar, soluk alırlar. Sokaklarında barındırdıkları hayatlara kucak açarlar… İnsanlar gibi şehirler de değişir hızla ya da yavaşça…

Kaç şehir gezer insan? Kaç şehire aşık olur? Ya şehirde aşık oldukları?

(daha&helliip;)

Read Full Post »

” Güç; sesinin ne kadar çok ve yüksek çıktığıyla değil, yaptığın ve başardığın işlerle orantılıdır. Bircan OĞANKUL

Seni tanıdığını söyleyenler ve yaptıklarını neden yaptığını anlamayanlar, gerçekten de tanıyor olamazlar. B. O.

Gülmek için nedenin yoksa, kendin yarat. Deli deseler bile. Gülmek, her şeye iyi gelir. B. O.

Elalemin senin hayatının merkezi olmasına asla izin verme, yoksa kendini bulamazsın. B. O.

Gece ay çıkınca güneş saygı gösterir ve yerine gider, gündüz ise ay, güneşe saygılıdır ve ait olduğu yerdedir. Tâ ki zamanı gelince meydana çıkar. İnsanlar neden her yerde kendilerini göstermek çabası içine girerler ki, hiç de onların sırası gelmemişken üstelik. B. O.

(daha&helliip;)

Read Full Post »

Büyük İskender’in son üç arzusu
 
Ölümün eşiğinde, Büyük İskender komutanlarını çağırıp son üç arzusunu iletmiş.
 
1] Tabutu dönemin en iyi doktorlarınca taşınmalı.
 
2] Elde ettiği tüm zenginliğinin [altın, gümüş ve değerli taşlar] yol boyunca tabutu mezara gelene kadar serpiştirilmeli.

3] Elleri, herkesin görebileceği şekilde tabutun dışına sarkmalı. 

(daha&helliip;)

Read Full Post »

Older Posts »