Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for Ocak 2010

20. yüzyıla girerken Fransa’nın en etkili gazetelerinden “Le Temps”in ünlü bir çalışanı vardı: Georges Gaulis. 1896’da eşi Berthe ile birlikte İstanbul’a gelmişti. Osmanlı İmparatorluğu konusunda en iyi, en tarafsız haberleri yapan gazeteci olarak tanınıyordu.

1912’deki Balkan Savaşı’nı da izleyen Gaulis, yakalandığı hastalıktan kurtulamayıp öldü ve Feriköy’deki Katolik Mezarlığı’na gömüldü. Nöbeti, Türk dostlarının Berta diye çağırdıkları, karısı Berthe devraldı.

(daha&helliip;)

Read Full Post »

Mutfak eşyalarının üzerindeki etiket izlerini yok etmek için, üzerlerine mobilya cilası serpip yumuşak bir bezle silin

Fırınınıza sinmiş kötü yemek kokuları için; yemek yapmadan önce fırınınızın ortasına yarısı sirke yarısı su ile doldurulmuş bir tava koyun. Fırınınızı birkaç dakika için ısıtın daha sonra soğumaya bırakın.
(daha&helliip;)

Read Full Post »

 

Kadıköy İlçe Emniyet Müdürlüğü ve İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü ile yapılan görüşmeler sonucunda 31 Ocak 2010 tarihinde Kadıköy Rıhtım Meydanında, en az 100 kişi bir araya gelerek canlı zincir oluşturulacak.

 Etkinliği kim yapıyor hiç ilgilenmedim. Tek derdim; hayvanların yararına bir yerde bir şey yapılıyor olması. Ve kesinlikle desteklenmeli!! Herkes de benim gibi düşünmeli.

Birlikte olunmalı, diğer her şey bir kenara bırakılıp tek yürek, tek ses olunmalı, o bütün dilsiz, savunmasız canlar adına!!

(daha&helliip;)

Read Full Post »

 

05-06 Şubat Atatürk Kültür Merkezi

Değerli insan Ali Poyrazoğlu’nun Nilgün Belgün ile oynadıkları oyun: ”  İyi
Günde, Kötü Günde” müthiş dersler veriyor izleyenlere. Eşlerin birbirlerine
nasıl davranmaları gerektiğini, evliliği hangi yanlışların bitirdiğini ve
aşkta gurur olmamasının şart olduğunu anlatıyor.

Aynı oyunu kaçıncı kez izledim saymadım, ama her seyrettiğimde ayrı bir tat
aldım, daha önce görmediğim ya da o an fark etmediğim yeni tüyolar edindim.

Söylenen sözlere çok dikkat edilmesi gerekiyor her yerde. Özellikle de eşler
arasında… Bir anlık kızgınlıkla söylenecek sözler; önüne geçilemez
olaylara neden oluyor istenmeden. Sonra da pişmanlık geliyor ardından ve
kendini yeniden tanıyor insan. Sevdiği erkeği ya da kadını yeniden tanıyor
uzun ayrılıklarda.

İlişki olsun evlilik olsun insanlar bence özenli olmalılar hem kendilerine,
hem de karşılarındaki kişiye.

Yenilemek gerekir arada görüntüyü. Örneğin hanımlar; saçlarının renkleriyle
oynayabilirler. İstedikleri ve de kendilerine yakışan tonlarda saçlarını
boyatırlarsa, aşkları yeniden alevlenir bence. Sıradan olmadıklarını
kanıtlamış olurlar.
(daha&helliip;)

Read Full Post »

 

MARİNA YATÇILIĞI

Marina yatçılığı kendi başına bir ekoldür. Bu tip yatçılığın yat sahipleri, kaptanları, gemicileri, aşçıları, misafirleri ve giyim kuşamı kendine göredir. Bilhassa bu tip yatçılıkta teknenin denizde olmasından ziyade süslü ve şık olması, mutfağının ve buz makinasının iyi işlemesi, barında bol içki stoğu bulunması ve de marinanın stratejik bakımdan en iyi yerinde bağlı olması lazımdır. Marina yatçılarının ( gerek beyin, gerek hanımın) zengin bir gardrobu vardır. Her gün elbise değiştirilir ve yandaki tekneler ile sohbet edilir. Bu tip yatçılarda maksat, yatın büyük ve rahat olmasıdır. En büyük yatı olan, diğerlerine müstehzi müstehzi bakma hakkına sahiptir. Bununla beraber onlar, dieğrlerine hem ihtiyaç hem de boy farkı bakımından kol kanat germek mecburiyetindedirler.

(daha&helliip;)

Read Full Post »

Cepheyi tuttular değil mi?

Kurtuluş Savaşı’nın kırılma noktalarından biri, Kütahya-Eskişehir muharebeleriydi. 14 Temmuz 1921 günü Yunanlılar 180 top ve 40.000 kişiyle yüklendiler Türk hatlarına. Karşı koymaya çalışan kuvvet ise, 113 top ve parça parça cepheye ulaştırılmaya çalışılan 30.000 askerdi. Türk ordusu zamanla yarışıyordu. Her iki ordu da kazanmak için tüm gücüyle savaşıyordu. Süngü hücumları arka arkaya tazeleniyordu. Öyle ki, bir tepe bir saat içinde tam 11 kez el değiştirmişti.

4. Tümen komutanı Yarbay Nazım, başta Mustafa Kemal olmak üzere hem tüm komutanların, hem de emrindeki askerlerin gözbebeğiydi. Mehmetçik, onun bir emriyle gözünü bile kırpmadan çıkıyordu siperlerden. 4. Tümen, Yunanlıları durdurmak için en güvenilen birlikti ve komutanlar Yarbay Nazım’dan çok şey bekliyorlardı.

 15 Temmuz sabahı gün doğarken, Yarbay Nazım ve karargâh subayları atlanıp Yumurçal mevzilerini denetlemeye çıktılar. Az ileride bir tepe vardı ve tepede Türk ordusundan kimse yoktu. Yunanlılar bu tepeyi ele geçirirlerse cephenin yarılması kaçınılmazdı. At inildi, komutan ve karargâhı tepeye doğru yürürken Yarbay Nazım, süvari takım komutanına emir veriyordu:

(daha&helliip;)

Read Full Post »

Odalara sinen sigara kokusuna karşı, odalarınızın bazı köşelerine, ipe geçirdiğiniz ıslak bir sünger asın. Islak sünger tüm sigara kokusunu alacaktır.
(daha&helliip;)

Read Full Post »

Older Posts »