Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for Eylül 2010

Bircan OĞANKUL
 
Ege Bölge Koordinatörlüğü
 
 
Tel    : 90 (216) 384 11 20/21- 384 12 20/21
Faks : 90 (216) 384 11 17
 
Çıktı almadan önce çevreye olan sorumluluğumuzu bir kez daha düşünelim / Please consider the environment before printing this e-mail
 
 
Reklamlar

Read Full Post »

MEVLANA’DAN

“Üzülme” der Mevlana

Günlerden bir gün iflah olmaz bir satıcıyla karşılaştığında…
“Başbaşa kalsak iyi ama, çevrendekilere yazık olmasın,
sen gelme …!”

Demiş…

MEVLANA
İnsanlar, onlara ne söylediğinizi unutabilirler.
İnsanlar, onlara ne yaptığınızı da unutabilirler.
Ama insanlar, onlara kendilerini nasıl hissettirdiğinizi asla unutmazlar.

Paylaşım: denizce.com

Read Full Post »

 

Uzak şehirlerden geldim ben size,

İçinizdeki ışığın yansımasını gördüm gözlerinizde,

Konuşurken aramızda sevgi ablam,

Umut abim ve vefa kardeşimle,

Yürüyün gidelim çok gerek var bu ülkede bize.

Uğramadan daha fazla devrik cümlelerin azizliğine,

Ver coşkuyu, umudu, neşeyi, sevgiyi kalbimize.

(daha&helliip;)

Read Full Post »

 

Bu küçük öyküyü kim yazmış bilmiyorum.

Bana kimin anlattığını da hatırlamıyorum.

Ancak epey sonraları çarpıcılığının ve yönlendiriciliğinin etkisini farkettiğimi ve öykünün “kıssasından hissesi” ne olursa olsun içimde bir yerlerde bir küçük filizi hep korumaya çalıştığımı söylemek isterim.

Hatırladığım ve biraz da süslemeye çalıştığım öykü şöyle:

” Doğanın tüm güzelliklerinin bir arada toplandığı, henüz kirli bir insan ayağının basmadığı, kıyısında-denizinde harikulade renklerle bezeli canlıların yaşadığı bir koy varmış.

Bir gün hangi zalim diyardan geldiği belli olmayan, hangi zalim düşüncelerin eseri olduğunu “kimsenin bilmediği” kara, devasa bir petrol tankeri işte tam da o koya sürüklenip batıvermiş.

Koyun anlatılamaz güzellikteki tüm renklerinin, tüm canlılarının üzeri petrolden kara bir kefenle örtülüvermiş.

Kısa bir sürede canlıların çoğu soluksuz, güneşsiz, yiyeceksiz kalarak çoğu da zehirlenerek can vermiş.

Sağ kalıp kaçabilecek durumda olanlar yüreklerine hüzün basıp göçmüşler başka diyarlara.

(daha&helliip;)

Read Full Post »

1854 yılında ABD Başkanı Franklin Pierce yazdığı bir mektupla Amerika’ya gelen beyaz göçmenlere toprak bulmak amacıyla Kızılderililerden toprak istemiş ve “bu isteği kabul edilecek olursa Kızılderililere rahatlıkla yaşayabilecekleri bir bölgenin ayrılacağını bildirmiştir.

Topraklarının büyük bir bölümü zaten beyazlar tarafından zorla ellerinden alınmış olan Duwarmish Kızılderililerinin Reisi Seattle bir söylemiyle ABD Başkanına yanıt vermiş ve bu yanıt mektup olarak ABD başkanına gönderilmiştir. Mektubun aslı Amerika, Seattle, Squamish Müzesi’nde korunmaktadır.

İnsan ve doğa diyalektiğini en güzel dile getiren metinlerden biri olarak günümüzde değeri daha çok anlaşılmaktadır.

Yale, Sorbon, Oxford ya da bir başka okuldan mezun olan ünlü bir düşünürün sözleri değil bunlar. Nobel ödülü kazanan bir edebiyatçının da değil. Beyaz adamın “kafa derisi avcıları”, “vahşi”, “barbar” ilan ettiği Kızılderililerin şefi Seattle’nin “uygar” beyaz başkan’a mektubu:

(daha&helliip;)

Read Full Post »

Bircan OĞANKUL
 
Ege Bölge Koordinatörlüğü
 
 
Tel    : 90 (216) 384 11 20/21- 384 12 20/21
Faks : 90 (216) 384 11 17
 
 Çıktı almadan önce çevreye olan sorumluluğumuzu bir kez daha düşünelim / Please consider the environment before printing this e-mail
 

Read Full Post »

Yapmam diyordum; yaptım!
İçim kan ağladı mı? Hayır! Tam aksine, müthiş bir haz duydum! Özlemle koştum. Sanki kırk yıldır tanıyormuşum gibi!
Yüreğim pır pır ederek ona gittim! O da bana kollarını açtı! Kapılarını, ardına dek açarak hem de…
Sanki o da beni bekliyormuş gibiydi yıllardır. Bağrına bastı. Nefes verdi. Soluk verdi. Hayat verdi. Yüzümü güldürdü. Yeni bir hayat, yeni bir başlangıçtı her ikimiz için de. O da ona sevgiyle bakacak, onu anlayacak, onda huzur bulacak, kadrini kıymetini bilecek birini beklemişti yıllarca. Nihayet, sonunda oldu. Her iki tarafın da yüzü güldü, bunca aradan sonra…
Geriye dönüp baktığımda onbeş yılımı verdiğim, hüzünle el sallıyordu adeta. Belki de: ” seninle ne anılarımız vardı yaşanmış. Kimi tatlı- kimi acı. Vee bugün tüm bunları bir kalemde silip, ona koşuyorsun şimdi” diyordu içinden.
Her veda biraz hüzün kokar aslında. Bizim vedamız da acıklı oldu. Her şey bir günde olup bitti. Yeniyi görünce eskiyle yaşanılan her ne varsa, o anda gözde olmuyordu nedense…
Anılar da acılar gibi zamanla yerine yenilerini bırakıyor. Tüm acı anılarım… Tüm sevinçlerim…. Biraz onda…. Biraz bende…

Read Full Post »

Older Posts »